Dünya oldukça acımasız ve haindi; örneğin Dünya'nın bir ucundaki kişi zenginlik içinde sahip olduğu parayı bile sayamazken bir diğer kişi tutsak, muhtaç veya yoksul olabilirdi.
Bunu kader belirler, önümüze seçenekler sunardı.
Hata yapıp sınanmamızı ve ders almamamızı ister, kimin aciz kimin akıllı olduğunu dolaylı yollarla belli ederdi.
Herkes bu dünyaya adaletli bir şekilde doğmamıştı. Bazı masum bebekler vardı, gözünüp açıp ilk nefes aldığı dakikalarda bile şanslı olamazdı. Biri en lüks hastanenin en büyük ve görkemli odasında kalıyorken bir diğeri, küçücük bir kasabada, soğukta belkide en küçük odada kalıyor olabilir. Kimisi ailesi tarafından yetersiz görünüp sokak köşelerine atılır hayata tutunmaya çalışırken kimisiyse el bebek gül bebek büyütülüp en konforlu beşiklerde yatırılıp en güzel kumaşlarla kundaklanırlardı.
Eşitlik ve adalet hiç bir zaman olmamış, varmış gibi insanların önüne sunulmuştu.
Nasıl biri olduğun veya olacağın değildi asıl olan, asıl olan kim olduğundu, kimlerden geldiğin ve kimin eline düştüğündü.
Adalet başlığı altında haksızlığa da uğrayabilirdiniz doğru olanada.
Adalet Adası için bunlar hiç birşeydi. Size verilen hak çoktan kullanılmış olurdu ve siz sadece bir avuç insan olarak ekmek, suya muhtaç yaşar, ne isterlerse onu yapmaya mahkum bırakılırdınız. Kalpsizlerden merhamet dilenir, bir küçük umutla solup giderdiniz.
Siz onların kuklasıydınız. Ye, iç, eğlen, unut, gerekeni yap ve uyu. Burada size sizden izin almadan çeşitli deneyler yaparlardı. Bir kozmetik markasının hayvanlar üzerinde denenmesi gibi bir durum söz konusuydu burada, size hükmediliyordu.
Burası kayıp krallığın hüküm bulduğu o yerdi...
All Rights Reserved