CAMDAN İMPARATORLUK
Umay Kara'nın tek planı vardı:
Annesiyle barış içinde olsun. Mezun olsun. Hayat sessizce aksın.
Küçük bir plan. Ama Umay için bile bu kadarı bile lükstü.
Sekiz yaşından beri çalışmayı biliyordu. Yorulmayı biliyordu. Yıpranmayı biliyordu. Hayat ona hiç çocukluğunu vermemişti - sadece sorumluluk vermişti, erkenden ve ağır.
Elleri şifa için vardı. Bembeyaz, temiz, iyi için var olmuş eller.
Sonra yağmurlu bir gece geldi. Yanlış bir sokak. Bayılan yaşlı bir kadın.
Ve her şey değişti.
Şimdi o eller kan kokuyor.
Şifa dağıtmak için uzanan eller, şimdi başka bir şey taşıyor. Ne olduğunu Umay da tam bilemiyor. Güç mü? Lanet mi? İkisi arasındaki fark her geçen gün daha da bulanıklaşıyor.
Zümrüt Karavezir neden onu seçti?
Neden tam o gece, tam o sokakta bayıldı?
Ve neden, her şeyi Umay'a bıraktıktan hemen sonra öldü?
Saf olan kalbi şimdi öfkeyi öğreniyor.
Temiz olan elleri şimdi başka bir dünya tutuyor.
Umay Kara güce alışmadı diyemezsiniz -
Umay Kara zaten hiçbir şeye alışamadı. Hep savaştı. Hep ayakta kaldı.
Ama bu savaş, hiç bilmediği türden.
Ve bu sefer karşısındakiler, hayatın kendisinden bile daha acımasız.
All Rights Reserved