Babası ona bir başlangıcın adını verdi.
Annesi ise o başlangıcın sonunu.
Akyaz.
Eylül.
Başlangıç ve son.
Biri yazın en parlak haliydi, diğeri o yazın bitişi.
Eylül Akyaz Bilen hayatı boyunca iki isminin arasında sıkışıp kaldı.
Terk edilmiş bir geçmişin, yarım bırakılmış bir hikâyenin ve hiç tanımadığı bir adamın gölgesinde büyüdü. Ta ki bir gün, karşısına geçmişin karanlığını taşıyan bir adam çıkana kadar.
Asil Karan Özdemir.
Tehlikeli, öfkeli ve yanlış zamanda karşısına çıkan biri.
Asil'in gelişiyle Akyaz'ın hayatındaki tüm dengeler bozulurken yalanlar, gizlenen bağlar ve yıllardır saklanan gerçekler birer birer ortaya çıkmaya başladı.
***
"İşte dediğim gibi, Akyaz ismini babam koymuş." dedim sıkılmış bir ifadeyle. Babama olan nefretini biliyordum ve maalesef ki ona hak veriyordum ama yine de bu konuşmadan sıkıldım. Bu yüzden diğer cümlemi hızlı hızlı kurdum. "Annem ise bana Eylül demeyi tercih etmiş."
Bir an duraksadım. Gözlerim kısa süreliğine uzaklara kayarken dudaklarımda alışılmış o buruk gülümseme belirdi. Babamın başlangıcı, annemin sonu olmayı kaldıramayan küçük kız bir yerlerde, kenarına sindi.
"Babam başlangıç olmak istemiş sanırım. Annemse son." diyebildim sanki takmıyor, düşünmüyor gibi. Aslında bu olayı o kadar düşünüyordum ki bazen kafayı yiyecek hâle geliyordum.
Asil hafifçe gülümsedi. Asil'i daha önce böyle gülümserken görmemiştim, hâliyle şaşırdım. Fotoğrafını çekmek istiyordum. "Akyaz olalım."
Kaşlarım çatıldı. Bir süre ne dediğini düşünürken boş boş suratına baktım ama bir türlü ne dediğini kavrayamadım. "Efendim?"
"Başlangıcımız ol, Akyaz."
All Rights Reserved