Bu tiplerin ne kadar tehlikeli olabileceğini akademide defalarca dinlemiştim. Köşeye sıkışan her suçlu ya yalvarır ya da en yaratıcı yalanlara sığınırdı. Karşımdaki adam ise arsızlığın zirvesindeydi.
"Dur! Polis!"
Sesim gecenin sessizliğini bir bıçak gibi yırtıp geçti. Silahımı ona daha sıkı doğrultarak sesimi sertleştirdim: "Bırak o çantayı! Bırak ve kaldır ellerini!"
Elindeki ağır siyah çanta, büyük bir gürültüyle taş zeminin üzerine düştü. Yavaşça ellerini havaya kaldırdı. Arkasını dönüp bakışları bana kilitlendiğinde, gözlerinde korkudan ziyade hafif bir alay vardı. Yüzüne yerleşen o çözülmesi zor tebessümle, sanki başımıza gelenler sıradan bir oyunmuş gibi sordu:
"Nereden çıktın sen?"
"Uzaklaş o çantadan! Yaslan duvara!" diye gürledim tekrar. "Yaslan!"
O ise sadece başını iki yana salladı. Dudaklarında o sinir bozucu, hafif tebessümle mırıldandı:
"Yanlış yapıyorsun. İşi batıracaksın."
"Kes sesini ve duvara geç!"
Ama o, teslim olmak yerine beklenmedik bir hamle yaptı. Saliseler içinde aramızdaki mesafeyi kapatıp silah tutan bileğimi kavradı ve beni arkamdaki duvara yasladı. Hamlesi o kadar sert ve profesyonelceydi ki nefesim kesildi. Gözlerindeki o alaycı ifade tamamen kaybolmuş, yerini buz gibi bir ciddiyete bırakmıştı.
Göğsü göğsüme çarparken, yüzüme doğru fısıldadı:
"Uyan da balığa gidelim akademili. Karşında suçlu yok, gizli görevde bir polis var. Ve sen az önce koskoca bir operasyonun içine sıçtın!"
Şoke olmuştum. Kulaklarım uğulduyor, ne yapacağımı bilemiyordum. Ama asıl şoku birkaç gün sonra, emniyet amirimin odasında yaşayacaktım. Yeraltı dünyasının en tehlikeli mafya lideri Taner Köseoğlu'nu çökertmek için tek bir çaremiz vardı: Hayatımı altüst eden bu deli dolu adamla, yani Pamir'le gizli görevde evli bir çift rolü oynamak.
All Rights Reserved