"Barış, sadece kılıçların kınında kalması için uydurulmuş soğuk bir kasım rüzgarıdır."
Kadim diyarda yüzyıllardır süren sessizliğin tek bir sebebi vardı: Yüksek Konsey'in demir yasaları ve sınırların ardında her şeyi yutmak için sinsice bekleyen kadim boşluk; Hiçlik. Burada soyun ne olursa olsun, bir suç işlemediğin sürece yanındaki düşmana katlanmak zorundaydın. Hobbitlerin pirinç çarklı büyü icatları, hanlarda fısıldanan önyargılar ve güçlerini zirvede tutmak için mistik özlerine muhtaç olan soylar... Hepsi kırılgan bir dengenin üzerinde yürüyordu.
Fakat bu kırılgan dengenin tam kalbinde, tüm diyardan saklanan ve duyulduğu an dünyayı yerinden oynatacak devasa bir sır büyüyordu.
Evrendeki tüm cadılar tek bir elementle mühürlenirken; zıt kutupların, hırçın elementlerin ve düşman soy bağlarının tam ortasında doğan iki melez genç: Valerius ve Liora. Kalplerinin üzerinde gizlenen, dört elementin dördüne de hükmeden o ikiz mühürler, Hiçlik'e karşı saklanan en ölümcük kozdu.
Kulaktan dolma önyargılarla birbirlerinden nefret eden, iki zıt kutup gibi mesafeli duran bu iki yabancı için kaçınılmaz son kapıdaydı: Aetheria Akademisi.
Gümüş damarlı mermer koridorlarda ilk adımlar atılırken, kaderin sağ eldeki silik çizgisi yönünü seçecekti. Ya aralarındaki o hırçın zıtlık dünyayı küle çevirecekti ya da bu zıtlığın içinden doğan kusursuz denge, Hiçlik'e karşı duran tek kale olacaktı.
Sırlar açığa çıkıp, mühürler yer değiştirdiğinde... Karanlığa karşı kim diz çökecek?
Tous Droits Réservés