"Kaç. Durursan öleceksin."
Zihnim koca bir hiçlikten ibaretti. Matris'in bu acımasız, klanlara bölünmüş distopik dünyasında adım neydi, kimden kaçıyordum? Bilmiyordum.
Üzerimde sadece beyaz bir gecelikle o zifiri karanlık sınır yolunda deli gibi koşarken, kör edici iki far ışığı dünyamı ikiye böldü. Ve o asfaltta, siyah eldivenlerinin altında dondurucu sırlar saklayan tekinsiz bir adam, Han karşıma çıktı. Ama asıl tehlike yolun ortasında duran jip değil; ormanın derinliklerinde beni izleyen ve varlığıyla havayı kurutan o karanlık gölgeydi: Arel.
Bir tarafta, askeri bir disiplinin vücut bulmuş hali olan dondurucu bir otorite...
Diğer tarafta, beni gölgelerin arasından izleyen, benim için tüm dünyayı yakmaya hazır tekinsiz bir gazap.
Geçmişi yitik bir kız, insanlığın kaderini değiştirecek genetik bir sır ve klanların kanlı savaşı...
"Bazı yüzler unutulmaz... Bazıları ise bu düzeni yıkmak için hiç var olmadı."
All Rights Reserved