PROJE : Sevgili 101

PROJE : Sevgili 101

  • WpView
    Reads 250
  • WpVote
    Votes 76
  • WpPart
    Parts 23
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Jun 3, 2026
+18 içerik olmayacak. Tatlı bir romantizm okumak isteyenler için;) "İki daire, tek sözleşme... Sınırları kalbinizle çizdiğiniz bir oyun." Galata'da aynı apartmanın dördüncü katında, yan yana iki daire. Biri; koca kemik gözlüklerinin arkasına saklanmış, içindeki o devasa dünyayı sadece çizimlerine ve şarkılarına döken hırslı bir mimarlık öğrencisi: Duygu. Diğeri; kulak hizasındaki ipeksi saçları, zekası, canayakınlığı ve entellektüelliği ile kampüsün en çabasız beğenilen adamı: Doruk. Her şey, Duygu'nun aylardır peşinden koştuğu o yeşil gözlü, çapkın, popüler ve yakışıklı "dağ ayısı" Buğra tarafından gururunun kırılmasıyla başladı. Statik hesabı seven bir centilmen elini uzattı ve Duygu'ya reddedemeyeceği bir ortaklık teklif etti. Ortaya beş maddelik, kusursuz bir "Sahte Sevgililik Sözleşmesi" çıktı. Kural 1: Bu oyun sadece kampüste geçerlidir. Kural 2: Kampüs dışında ve kimse yokken gereksiz fizilsel temas yok, sınırlar ihlal edilemez. Kural 3:Bu oyun, Buğra tamamen emin olup benimle çıkmak istediğinde, ya da senin hayatına gerçek bir kız girmek istediğinde anında fesh edilir. Kural 4: Dudaktan öpüşmek kesinlikle yasaktır; acil durumlarda sadece alın öpücüğü kullanılacaktır. Kural 5: İşin içine gerçek duygular ve kıskançlık girerse, proje iptal edilir. Plan milimetrik işledi. Ama bir gece... Alkolün kanında deli cesareti gibi dolaştığı, Hello Kitty'li şort pijamalarla karşı kapının çalındığı o gece, Doruk'un dudaklarından dökülen o iki kelime tüm statik temeli yerle bir etti: "S*keyim sınırını!" Kağıt üzerindeki sarsılmaz planlar, kalbin ilk depreminde yıkılmaya mahkumdur. "Bu sadece bir prova mıydı hocam, yoksa oyun çoktan gerçeğe mi dönüştü?"
All Rights Reserved
#9
ask
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • ●SiRAYET🌹●    (Bade Mahallesi)
  • KARANLIĞA TESLİM: 5 Milyonluk Esaret (+18)
  • GÜLÇEHRE
  • Müvekkilim bey| texting
  • yayıncı.
  • MANŞET AŞKIM: PARIS
  • KONUK SEVMEZ DENİZ
  • Sevdalı Ağa
  • Her Şey Para İçin!
  • MORTEM

Akın, dalgınlıkla bahçe kapısından geçip evine doğru yürürken erik ağacına tünemiş bir karaltı fark etti. Akşamın is gibi çöreklendiği gökyüzü kızılımsı hoş bir alacaya dönüştüğünden, ağacın dallarında sinsi sinsi gezenin kim olduğunu bir türlü net göremedi. Çelimsiz bedenin ebatına bakıp içinden, "Hırsız falan olmasın sakın?" Dedi. Daha erikler buğday tanesi kadar bile büyümemişken kim, ne diye erik ağacına musallat olurdu ki? Kesinlikle ya bir hırsız ya da şanlı mesleğinin kazandırdığı uğursuz bir düşmandı. Uzaktan seçemediği için mesleğinin getirisi olan hayalet adımlarla ağacın altına yürüdü. Yüksek ve kalın sesiyle, "Lan! S..." Diyecekken kollarına, hatta kucağına aniden bir şey düştü. "Sen kimsin?" Bile diyememişti. Polis Amiri Akın Avcı, gökten herkese üç elma düşecek olsa kendi payına düşenin bir kız olacağını hiç tahmin etmezdi. Ta ki dakikalar öncesinde, olaylı geçen gündüzünden dolayı "Daha da bir şey olmaz," dediği akşamına kadar... Kucağına düşen bir meyve değildi. Zannettiği gibi hırsız, uğursuz ya da düşman da değildi. Bir kızdı! Üstelik ortak bahçeyi paylaştıkları hemen yan evde ikamet eden, babasının göz bebeği komşu kızıydı! Tam o esnada bahçe kapısından içeri giren babalar, dış ışıkların aydınlattığı bahçede alt alta üst üste gördükleri evlatlarıyla şoke oldular. Aile büyüklerinin ve hemen arkalarında bekleşen mahalledeki dedikoducu kadınların tanık olduğu çok absürt bir andı. Kadınlar kazanlarını iki genç için boş laflarla kaynatırlarken sizce onlara ne olacaktı? Evden çıkma yasağı mı, yoksa nikah mı?

More details
WpActionLinkContent Guidelines