"Herkes kusursuz bir maske takar. Ama bazı maskeler, ardındaki enkazı gizleyemeyecek kadar ağır olur."
Avery Rowan için mimarlık, hayatın kaosunu kontrol altına almanın tek yoluydu. Cetveller netti, açılar kesindi ve eğer yeterince sıkı çalışırsanız hiçbir şey yıkılmazdı. Kampüsün o gürültülü popülerliğinden uzak durmayı seçen Avery, adaletsizliğe karşı sessiz kalamayan keskin kalemini okul blogunda anonim bir zırha dönüştürmüştü. Hedefinde ise tek bir isim vardı: Kampüsün dokunulmaz kralı, Amerikan futbolu takım kaptanı Cole Vance.
Cole Vance, dışarıdan bakıldığında her şeye sahipti: Güç, şöhret, para ve kusursuz bir gelecek. Ancak kimse onun, geçmişin gölgeleriyle sarılmış otoriter bir babanın en büyük "telafi projesi" olduğunu bilmiyordu. İçindeki zapt edilemez öfkeyi sahalarda tüketen Cole, herkesin taptığı o maskenin arkasını gören ve kendisini satır satır doğrayan anonim bir blog yazarına takıntılı hale gelmişti. Kendisini gerçekten gören o tek kişiye...
Geleceğini inşa etmek isteyen bir kızla, kendi yarattığı boşlukta kaybolan bir çocuğun yolları soğuk bir plaza koridorunda büyük bir gürültüyle kesiştiğinde, sadece bir mimari maket değil; ikisinin de özenle ördüğü zırhlar darmadağın oldu.
Avery, uykusuz gecelerinin emeğini mahveden bu kibirli yabancıdan nefret ediyordu. Cole ise hayatında ilk kez, gözlerinin içine pervasızca bakıp maskesini düşüren bu kıza karşı koyamayacağı bir çekimin eşiğindeydi.
Dijitalde sansürsüz bir akıl oyunu, gerçek hayatta ise nefretle beslenen zoraki bir staj ortaklığı... Maskeler düştüğünde geriye kalan aşk mı olacaktı, yoksa darmadağın bir enkaz mı?
"Umarım o çarptığın karanlık boşlukta kaybolup gidersin, Vance."
All Rights Reserved