Bazı insanlar dünyaya sadece savaşmak için gelirler. Tırnaklarıyla kazıdıkları hayatın, kimsenin dokunmaya cesaret edemediği kirli köşelerinde, kendi adaletlerini kendi elleriyle yazarlar. Benim adım Belgin Aksoy. Ve benim hikayem, adalet ararken adaletin ta kendisi tarafından esir alınışımın hikayesiydi.
Karanlık, sadece ışığın olmaması demek değildir. Karanlık; paranın, gücün ve acımasızlığın tek bir soyisimde birleştiği o yer altı dünyasının ta kendisidir. Karahan dünyasının...
Ben o dünyaya ait değildim. Ben sadece hayatta kalmaya, sırtıma batan yatak yaylarından kurtulmaya ve özgürlüğümü klavyemin tuşlarında aramaya çalışan bir kızdım. Ama kader, bazen sizi kurtarmak için değil, daha büyük bir yangının tam ortasına atmak için kapınızı çalar. Bir sabah, hayatımın en büyük kumarını oynadığımı bilmeden o holdingin kapısından içeri adım attım. Şerefini satmaktansa katil olmayı göze alan bir kadınla, dünyayı diz çöktüren ama o kadının dik başlı öfkesinde kaybolan bir adamın hikayesi o gün, o otuzuncu katta başladı.
Bir yanda asaletinden ve onurundan başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan vahşi bir kedi... Diğer yanda, gücünü yer altının derinliklerinden alan, geri adım atmayı bilmeyen bir imparator: Savaş Vural Karahan.
Bizim hikayemiz steril bir odada başlamadı. Bizim hikayemiz; kanla, küfürle, parmaklıklar ardındaki o nefret dolu bakışlarla ve asla sönmeyecek bir intikam ateşiyle yazıldı.
Şimdi oyun başlıyor. Ve bu oyunda kuralları ne büyük patron yazacak, ne de adalet... Kuralları, küllerinden yeniden doğanlar koyacak.
All Rights Reserved