Düştüğüm çukurdan çıkmak isterken daha da çok batmıştım. Ben buradan kurtulmak isterken hayat bana en açılışından bir ihanet sunmuştu.
Arkamı donemiyordum, çünkü kokusu çok tanıdıktı. Kırılan kemiklerimden ziyade şu an önemsediğim tek şey kırılan kalbimdi. Öyleki bana nefes bile aldirmayacak kadar acı veriyordu.
" seni kaltak, sen ve o it beni bitirmeye mi çalışıyordunuz lan!" Dedi ve bir tane daha vurdu suratıma. Artık yüzümün sol tarafını hisstemiyordum. Ard arda o kadar darbe almıştıki, uyusmuştu. Bu acıya artık bir son vermek için konuşmaya çalıştım.
"B-ben b-bir" yine sözümü tamamlayamadan oksurmeye başlamıştım karnıma vurduklarindan dolayı kan kusuyordum. Artık birazdaha böyle devam ederse bayılacaktım. Yine de kendimi zorlayıp devam ettim. " Şey yapmadım. Y-yemin e-ederim." Zar zor tamamladığim cumlemle nefes almama bile izin vermeden bir tekme daha atmıştı karnıma . Düşündüğüm gibi olmuş, bu acıya daha fazla dayanamamişti cılız bedenim. Bilincim giderek kayboluyordu. Sandalyeye bağlı bir şekilde yere düşmüş bedenimi kimildatamaz olmuştum. Bedenimin her yerine inneler batıyor gibi hissediyordum. Kaburgalarımda tekmelerden nasibini alınca bir an nefesim kesildi. Derin bir nefes almaya çalıştım ama sanki suda boguluyormuşum gibi sesler çıkarmaktan öteye gidememişti bu çabam.
Saatlerdir beni konuşturmaktan ziyade dövüyor, hakaret ediyorlardı. Artık amaçlarının konuşturmak değil beni sırtımdan vurana olan hınçlarını çıkarmak olduğunu anlamıştim. Bir kez daha darbe alan bedenim artık buna dayanamamış ve kendini uzayda bir boşluğa bırakmıştı. Uzay boşluğunda uzun bir yolculuğa çıkmadan önce duyduğum son şeylerde şunlardi.
"O piçi bulmadan bu kaltağı bırakmayın hergun gelip icabına bizzat ben bakacağım." Diyen kalın bir ses ve onu zevkle onaylayan daha genç bir ses duymuştum.
"Emrin olur Patron"
Bảo Lưu Mọi Quyền