Yağmurun
İşte Leyla ve Ahmet'in hikayesinin ilk bölümü:
Bölüm 1: Zamanın Durduğu Durak
Leyla, elindeki eski defterin sayfalarını karıştırırken yağmurun ritmik sesini dinliyordu. Şehrin en sakin kahvecilerinden birinde, cam kenarındaki masasında her zamanki gibi yalnızdı. Onun için hayat, kelimelerden ve çizimlerden ibaretti. İnsanlarla bağ kurmakta her zaman zorlanmış, kalbini sadece kağıtlara açmıştı.
Tam o sırada kafenin kapısındaki pirinç çan hafifçe tınladı. İçeriye, üstündeki trençkotu hafifçe ıslanmış, elinde kalın bir mimarlık rulosu taşıyan bir genç girdi. Bu, Ahmet'ti.
Ahmet, gözleriyle boş bir yer ararken sadece Leyla'nın karşısındaki küçük masanın boş olduğunu fark etti. Çekingen adımlarla masaya yaklaştı.
"Merhaba," dedi Ahmet, ses tonu sakin ve kibardı. "Diğer yerler dolu da... Acaba buraya oturmamın bir mahzuru var mı?"
Leyla başını defterinden kaldırdı. Ahmet'in gözlerindeki o yorgun ama samimi ifadeyi gördüğünde içindeki o her zamanki çekingenlik duvarı hafifçe aralandı. Başını olumlu anlamda sallayarak gülümsedi. "Tabii, buyurun."
İlk Kıvılcım: Ortak Dünyalar
İlk yirmi dakika tamamen sessizlikle geçti. Leyla çizim yapıyor, Ahmet ise önündeki projeleri inceliyordu. Ancak Ahmet'in masadaki kahve bardağına uzanırken yanlışlıkla Leyla'nın kurşun kalemlerinden birini yere düşürmesiyle sessizlik bozuldu.
"Ah, çok özür dilerim," diyerek eğildi ve kalemi aldı Ahmet. Kalemi uzatırken Leyla'nın defterindeki bir ağaç çizimine gözü takıldı. "Bu... çok güzel bir perspektif. Detaylar harika."
Leyla'nın yanakları hafifçe pembeleşti. "Teşekkür ederim. Sadece içimden geldiği gibi çiziyorum."
"Ben Ahmet," dedi genç adam, elini uzatarak.
"Leyla," diye yanıtladı genç kız, Ahmet'in elini samimiyetle sıkarak.
O andan sonra sohbet, akan bir nehir gibi kendiliğinden ilerledi. Sanattan, mimariden, şehrin gürültüsünden ve
All Rights Reserved