İnsanın sığınacağı tek bir yerinin kalmaması mı daha zordur, yoksa sığındığı o ilk kuytu köşede kendi gölgesinden bile korkar hale gelmesi mi?
Ateşlenen tek bir dosya, bir gecede geçmişin tüm güvenli limanlarını yerle bir etmiş; ardında sadece dikiş yerlerinden patlamış kırgınlıklar ve geri dönüşü olmayan meçhul bir yolculuk bırakmıştır. Maslak'ın o pırıltılı, kibirli kulelerinden uzağa, denizin tekinsiz uğultusunu pencerelerine vuran boş bir eve savrulan genç bir kadın, şimdi zifiri bir karanlığın ortasında, titrek bir mum alevinin gölgesinde tek başına direnmektedir. Ne yakacak bir gazı vardır sığınacak, ne de içindeki o amansız yalnızlığı dindirecek bir dost sesi.
Ancak bu ıssızlık, sakin bir liman değil; fırtınanın tam merkezidir. Bir tarafta sokakların o yazılmamış acımasız raconuyla kuşanmış sarsılmaz sadakatler, diğer tarafta ise her adımıyla o karanlık odayı biraz daha kuşatan, gücüyle dünyaları yerinden oynatabilecek öfkeli bir hanedanlık...
O soğuk parkenin üzerinde, bitmek üzere olan bir ışığın çiğ aydınlığında bekleyen bu yalnızlık, kim bilir hangi fırtınanın habercisidir? İki farklı dünyanın, birbirini acımasızca yutmak üzere yaklaştığı o karanlık akıntı başladığında; o titrek mum alevi çoktan sönmüş, geriye sadece cevapsız sorular ve barut kokulu bir kış gecesi kalacaktır.
All Rights Reserved