Her şey sadece üç harfli bir kelimeyle başladı: "Kayıt."
Kameraların karşısına geçtiğimiz ilk gün, sadece bir senaryonun bize çizdiği sınırları yaşayacağımızı, Karadeniz'in o hırçın dalgaları arasında İso ve Fadime'nin bitmek bilmeyen inatlaşmalarına hayat vereceğimizi sanıyorduk.
Replikler ezberleniyor, sahneler çekiliyor ve yönetmen "Kestik!" dediğinde herkes kendi gerçeğine dönüyordu. En azından kağıt üzerinde planlanan buydu.
Ama bazı hikayeler vardır ki, senaristlerin kaleminden dökülenlerden çok daha fazlasını fısıldar insanın kalbine.
İki partnerin ilk andan itibaren başlayan o tatlı, bol kahkahalı atışmalarından set arkasındaki muzip fısıltılara; kalabalık bir doğum günü kutlamasının loş koridorundaki heyecandan, sahilde rüzgara karşı bir anda alınan o cesur kararlara kadar her şey, bizim kendi senaryomuzu yazmamıza neden oldu.
Parmağa sıkışıp kalan o gümüş alyans belki sadece bir set malzemesiydi ama parmaktan çıktığı an bile kalbimizde bıraktığı iz bambaşkaydı.
Bu kitap, sadece spot ışıklarının altındaki bir başarı hikayesini değil; kameralar kapandığında, ışıklar söndüğünde ve o kurgu bittiğinde asıl başlayan o gerçek, sıcacık ve inatçı aşkı anlatıyor.
Hazırsanız, şimdi bizim dünyamızın kapılarını aralıyoruz. Çünkü bu kez yönetmen ne kadar "Kestik!" dese de, kalpler durmaya niyetli değil.
İyi okumalar...
All Rights Reserved