Odanın ortasında, ayakta durmakta zorlanan adımlarla sendeleyerek elindeki içki şişesine tutunmaya çalışan adamın sesinde, yılların birikimi olan kimsesiz bir isyan titriyordu; gözlerimin içine asılan o can alıcı bakışlarını bir an bile çekmeden, adeta ruhunun en karanlık dehlizlerinden kopup gelen bir çığlıkla "Öfkem haklılığımı benden aldı," diye fısıldadı.
Göğsünü gere gere, kendi varlığını kederli bir hedef gibi işaret ederek bu kez çok daha yüksek, çok daha kırgın bir sesle yükseltti isyanını; "Kinim çocukluğumu benden aldı!" derken, kaybettiği o masum yılların yükü omuzlarına çökmüş gibiydi.
Bense yatakta çaresizce oturmuş, bacaklarımdaki sızlayan yaralar yüzünden tek bir adım bile atamadan, gözlerimin önünde eriyen bu adamı tutup düşmekten kurtaramamanın ağır mahcubiyetiyle sadece onu izlemekle yetiniyordum.
Sendeleyen adımları onu tam önüme kadar getirdiğinde dizlerinin bağı çözüldü ve benden medet umar gibi yavaşça yere yığıldı; ben yatakta oturduğum yerden onun yıkılışına bakarken, o da sığınacak başka hiçbir yeri kalmamış bir çaresizlikle aşağıdan yukarıya doğru gözlerimin derinliğine kilitlendi.
"Acıtmak... acımı geçirmedi Mahizar."
Tüm hakları saklıdır