Zaman, akıp giden bir nehirden ziyade, ardımızda bıraktığımızı sandığımız ama her köşe başında yeniden karşımıza çıkan bir gölgedir. Bazı hikayeler vardır ki, yaşandığı dönemin kokusunu, sokakların sesini ve kalplerin sessiz çığlığını içinde taşır. Bu kitap, işte o sessiz çığlıkların hikayesidir. 1974 yılının İstanbul'unda, hayatın henüz bu kadar hızlı akmadığı, kelimelerin ve bakışların çok daha ağır yükler taşıdığı bir dönemde başlıyor her şey. Emin ve Zeynep... Birbirlerinin gökyüzü olurken, aynı zamanda en büyük çıkmaz sokaklarına dönüşen iki ruh. Onların hikayesi, sadece yarım kalmış bir aşkın değil; söylenmemiş sözlerin, kaderin oyunlarının ve geçmişin karanlık dehlizlerinde saklanan sırların hikayesidir. İnsan en çok neyden kaçar? Kendinden mi, yoksa kaderinden mi? Emin ve Zeynep ile birlikte 1970'lerin o vakur, siyah-beyaz ve bir o kadar da fırtınalı atmosferine doğru bir yolculuğa çıkarken, kendinizi kaçırılmış fırsatların ve saklanan gerçeklerin tam ortasında bulacaksınız. Çünkü bazen en büyük sırlar, en derin aşklarda gizlidir. Sayfaları çevirirken sokak lambalarının altında yankılanan ayak seslerini duymanız ve o hiç geçmeyen "acaba" sorusunun sızısını hissetmeniz dileğiyle...
All Rights Reserved