Kağan ile Firuze... Aynı mahallede büyümüş, kaderin en ince çizgilerinde buluşmuş iki kırık kalp.
Firuze, çocukluğunda yaşadığı bir travmanın ardından kekemelikle mücadele eden ama güzelliğiyle tüm mahalleyi susturan genç bir kadın.
Kağan, Firuze'nin abisiyle çocukluk arkadaşı. O gün... O talihsiz gün... Kağan'ın bir anlık ihmali Firuze'nin hayatını altüst etti.
Suçluluk duygusuyla büyüyen Kağan, ona kardeşi gibi yaklaşmaya çalışırken içten içe büyüyen bir aşkla da savaşmak zorunda kalıyor.
Peki, aynı sokaklarda yürümek, aynı geçmişi paylaşmak, aynı acının izlerini taşımak bir aşka yeter mi?
Yoksa bazı sevgiler sadece susarak mı yaşanır?
"Bu ev iki sokak ötede olan Kağan abinin yeni aldığı evi olmalıydı...
Beyaz evin göz kamaştırıcı bir tasarımı ile diğer bizim hallede duran evleri geride bırakıyor aynı zamanda bahçesini süsleyen renkli çiçekleri ile muhteşem bir görüntü elde ediyordu.
Bu kadarını tahmin etmemiştim, çok güzel bir evdi. Herkesin hayalinde ki ev bu olmalıydı.
Bahçe kapısından içeriye girdiğimde mor çiçeklerin yanına geldiğimde, yüzümü yaklaştırarak Burnuma dolan güzel kokusu ile gülümsedim.
'Mor frezya.'
Arkamdan gelen sesle korkarak geri çekilip tüm bedenim kaskatı olmuş bir şekilde arkamı dönmüştüm. Karşımda hiç beklemediğim adamı görünce korkumun yerini şaşkınlık almıştı. Karşımda bana tebessüm eden Kağan abi vardı.
'Kağan abi?' Şaşkınlık içeren sesimle elinde ki anahtarlara baktım.
'Beğendin mi bahçeyi, evi, çiçekleri...' sorduğu soruyla arkamda kalan eve baktım, beyaz eve ve yemyeşil bahçeye tekrardan göz geçirerek Kağan abiye bakarak kafamı salladım ve elinde ki anahtarlara baktım.
'Senin mi?' Diye sormamla gülümsemesi büyüdü ve elinde tuttuğu anahtarlıklara bakarak kafasını sallayarak gözlerimin içine bakarak cevap verdi.
'Benim, bizim"
All Rights Reserved