ece neşesini kaybetmemeye çalısarak sesini titretmemeye çalışıyordu fakat başarılı olamıyordu "siz yanılıyorsunuz arda beni bırakmaz beni bırakıp gitmeez" diye haykırıyordu ama gerçegi herkes gibi o da biliyordu arda ölmüstü o ırmaktan cansız bedeni bulunmuştu bile. artık çok geçti o intihar etmişti ve ece kaybetmişti onu yeraltı dünyası kazanmıştı Morgun o buz gibi koridorunda yankılanan her bir ayak sesi, Ece'nin kalbine batan birer iğne gibiydi. Yıllarca uzaktan uzağa, onun tehlikeli dünyasının gölgesinde sevmişti Arda'yı. Arda, yeraltı dünyasının diz çöktürdüğü, acımasız bir mafya lideriydi; ama Ece için sadece Arda'ydı. Şimdi ise o yenilmez adamın, kendini bir ırmağın hırçın sularına bırakarak kendi sonunu yazdığına inanmak imkansızdı. Demir kapı acı bir gıcırtıyla açıldı. İçerideki keskin, soğuk koku Ece'nin nefesini kesti. Görevli, beyaz örtüyü yavaşça geriye doğru çektiğinde Ece'nin dizlerinin bağı çözüldü, duvara tutunmasaydı oracıkta yığılıp kalacaktı. Arda, her zamanki o heybetli, korkutucu duruşundan uzak, bembeyaz bir masanın üzerinde hareketsizce yatıyordu. Irmak sularının soğuttu teni, o her zaman etrafa meydan okuyan sert yüz hatlarını donuklaştırmıştı. Saçları hala hafif nemli gibiydi, sanki o karanlık suların izini üstünden atamamıştı Ece, titreyen adımlarla masaya yaklaştı. Yıllardır dokunmaya bile cesaret edemediği o yüze doğru elini uzattı. Parmak uçları Arda'nın buz kesmiş yanağına değdiği an,göğsünden kopan o ilk hıçkırığı gizleyemedi."Bu sen olamazsın..." diye fısıldadı sesi titreyerek. "Sen koca bir şehre diz çöktürdün Arda. Herkes senden korkarken, sen o karanlık sulardan mı korkmadın? Beni bu dünyada bir başına, senin acınla bırakıp gitmeye nasıl elin vardı?" ve o sırada hastanenin diger ucunda Hastanenin nöroloji katında da doruk ve arven kavga ediyordu ve ikiz
All Rights Reserved