Bazen insan, kaçtığını sandığı geçmişle aynı kapıda karşılaşır.
Sınırın hemen kıyısında yer alan bu şehirde hayat, diğer yerlere benzemiyordu. Sessizliğin bile bir ağırlığı vardı; her sokakta beklenmeyen bir haberin izi dolaşıyordu.
Ben bir doktordum. İnsanların yaralarına dokunmayı öğrenmiştim ama bazı yaraların sadece bedende olmadığını burada anlamıştım.
O ise bir askerdi. Az konuşan, çok taşıyan... ve çoğu zaman geri dönüp kendini bile anlatmayan biri.
Biz ise çocukluktuk.
Aynı sokaklarda büyümüş, aynı hayallere tutunmuş ama zamanın bizi farklı yönlere savurduğu iki insan.
Yıllar sonra aynı şehirde yeniden karşılaştığımızda hiçbir şey eskisi gibi değildi... ama bazı bakışlar hâlâ geçmişi hatırlatacak kadar tanıdıktı.
Bu hikâye bir kavuşma hikâyesi değil.
Daha çok, yarım kalanların neden yarım kaldığını öğrenme hikâyesi.
Ve bazen en zor olan şey, yeniden sevmek değil...
Neden hiç bitmediğini kabul etmektir.
All Rights Reserved