Montana'nın sert rüzgarlarıyla dövülen, dış dünyadan kopuk Blackwood Kasabası yalnızca tozlu yolları ve sessiz sokaklarıyla değil, yıllardır sakladığı sırlarla da yaşamaktadır. Kasabanın şerifi, yıllar önce ardında bıraktığı büyük bir kırgınlığın ardından Blackwood'a geri döndüğünde kendisini hiç beklemediği bir kâbusun içinde bulur. Dönüşü, kasaba tarihinin en vahşi cinayet zincirinin başladığı günlere denk gelir. Kurbanlar yalnızca öldürülmemektedir. Her biri, kasabanın geçmişindeki yasak aşklara, ihanetlere ve unutulduğu sanılan günahlara gönderme yapan ürkütücü sahnelerle sergilenmektedir. Cinayetlerin ardındaki kişinin tek bir seri katil olduğu düşünülürken, şerif kısa süre sonra çok daha korkunç bir gerçekle yüzleşir: Ortada bir değil, iki katil vardır. Ancak bu iki katil birbirinin ortağı mı, düşmanı mı, yoksa aynı amaca hizmet eden iki piyon mu; kimse bilmemektedir. Her yeni cinayet, şerifi geçmişteki dostlarına, eski sevgilisine ve yıllardır gömülü kalan sırlarına biraz daha yaklaştırır. İpuçları onu katillere götürmek yerine, kasabanın neredeyse herkesinin bir şekilde bu oyunun parçası olduğunu göstermektedir. Zaman ilerledikçe şerifin aklındaki tek soru katillerin kim olduğu değil, neden bütün yolların dönüp dolaşıp kendisine çıktığı olur. Çünkü Blackwood'da işlenen cinayetler rastgele seçilmiş kurbanlardan oluşmamaktadır. Birileri yıllardır süren büyük bir hesabı kapatmaktadır. Ve oyunun son hamlesi için beklenen kişi, katiller değil... Şerifin kendisidir. "En güvenli liman sandığın kalp, bazen fırtınanın tam merkezidir. İhanet sızdığında ise geriye sadece kan, küller ve cevaplanmayı bekleyen sorular kalır."
More details