!Bu kitaba başka bir kurgum olan on yedinci yaz bittiğinde devam edilecektir.
"Bazı sırlar, toprağın altında kalmak için değil; doğru kanın gelip onları uyandırmasını beklemek için gömülür."
Tarih, sessiz harflerle yazılmış bir mezarlıktır. Genç bir kadının merakı, o sessizliği bozacak olan son anahtardır. Kazılan her santimetre, aslında unutulması gereken bir dehşete giden yoldur. Paslı, dikenli tellerle sarmalanmış o kara tabut; sadece bir hapis değil, zamanın kendisinin bile unuttuğu bir mühürdür.
Gökyüzü griye dönerken, korku ile arzu arasındaki o ince çizgide bir damla yaşam süzüldü. Tozlu parmakların arasından düşen o tek damla kan, soğuk taşın kalbine değdiğinde; sadece bir tabut açılmadı, binlerce yıllık bir susuzluk nefes almaya başladı.
Güneşin henüz tanımadığı bir karanlık, ilk kez bir insana baktı.
Arkaik olan uyandı. Şimdi geçmiş ve gelecek, tek bir damlada birleşiyor. Toprak artık sadece taş ve kemikten ibaret değil; toprağın artık bir hafızası, bir efendisi ve dökülecek çok sözü var.
"Sadece bir damla yetti; tarihin ilk günahını yeniden canlandırmaya."
All Rights Reserved