Zamanın harap ettiği şehirler...
Küllerinden doğamayan sokaklar...
Ve geçmişin fısıldadığı suskun sırlar.
Umay'ın kaderi, açılan bir sandığın gölgesinde yeniden yazılacaktı.
Her adımı, yitip gitmiş bir şehrin yankısını taşıyacak, her nefesi onu biraz daha bilinmeyenin karanlığına sürükleyecekti. Çünkü kaybolan yalnızca taş duvarlar ya da unutuşa gömülmüş isimler değildi; kaybolan, kaderin ta kendisiydi.
Ve kader geri çağrıldığında, hiçbir şehir, hiçbir ruh eskisi gibi kalamaz.
Kayıp olanı bulmak mı daha ağırdır, yoksa bulunduğunda ona katlanmak mı?
All Rights Reserved