"Bazı kelimeler okunduğu an sahibini bağlar, bazı geceler ise geçmişin ta kendisidir."
Defne için hayat, Kadıköy'deki bir kahve dükkanının gece vardiyası ile üniversite finalleri arasında sıkışmış, milimetrik olarak planlanmış rasyonel bir denklemden ibaretti. Düşmemek için adımlarını önceden hesaplamak zorunda olan, mantığıyla yaşayan güçlü bir kızdı o.
Ta ki saat gece yarısını vurup, kilitli kapı sessizce açılana kadar.
İçeri giren yeşil gözlü yabancı, sadece dükkanın sınırlarını değil, Defne'nin hayatı boyunca ördüğü o güvenli duvarları da tek bir bakışıyla ihlal etti. Tehlikeli bir sakinliğe, insanı nefessiz bırakan bir çekime ve kusursuz yalanlara sahip bu adamın elinde, Defne'nin en büyük zaafı duruyordu: Geçmişi.
Karanlık çöktüğünde ve oyunun ilk hamlesi yapıldığında, Defne sıradan bir kurban olmayı reddedecekti. Zekası en büyük silahı, adamın arkasında bıraktığı gizemli izler ise tek çıkış yoluydu.
Çünkü bu ne sıradan bir karşılaşmaydı ne de tesadüfi bir takip. Geceyarısı vardiyası başladığında, her iki taraf da tek bir şeyi öğrenecekti:
Zeka oyunlarında ilk yanılan, kalbini ilk teslim edendir.
All Rights Reserved