Ben senin sarmaşıklarına dolanıp boğulacak kadın değilim, Savaş. Gerekirse o sarmaşıkları kökünden yakar, yine de senin karşında diz çökmem."
O, şehrin karanlık dehlizlerini demir yumrukla yöneten, tek bir emriyle hayatları karartan bir hükümdardı: Savaş. Onun dünyasında kurallar basitti; ya itaat ederdin ya da yok olurdun. Ta ki o yağmurlu gecede, namlusunun ucundaki infaza pervasızca flaş patlatan o kadını yakalayana kadar.
Gece, elindeki kamerayla sadece bir cinayeti değil, kendi esaretini de vizörüne hapsetmişti. Ancak Savaş'ın göz ardı ettiği bir şey vardı: Gece'yi lüks bir malikaneye kapatabilirdi, kapısına düzinelerce adam dikebilirdi ama onun ruhuna asla zincir vuramazdı.
Tehditler işe yaramadı. Güç gösterileri sökmedi. Paranın ve silahların susturamadığı bu asi kadın, Savaş'ın pürüzsüz krallığında bir dikene dönüştü. Savaş onu zapt etmek istedikçe, Gece onun zihnindeki tüm kaleleri birer birer yıktı.
Bu, sıradan bir mafya hikayesi değil. Bu, iki çelik iradenin, namluların gölgesinde birbirini yok etmek için çıktığı amansız bir satranç müsabakası.
Kim önce diz çökecek? Her şeyi kontrol eden adam mı, yoksa asla zapt edilemeyen o kadın mı?
Karanlığın içinde, nefretle örülen bir esaret... ve iki gücün çarpışmasından doğacak kaçınılmaz bir yangın.
All Rights Reserved