"Zayıflık, bu sarayda bir ölüm fermanıydı. Ben ise zayıf görünmeyi bir silaha dönüştürdüm."
Aldenor Krallığı buz tutmuş dağların, acımasız generallerin ve kanlı taht oyunlarının kalbiydi. Efsanevi lider Dük Sahib'in gücü yavaş yavaş tükenirken, sarayın akbabaları onun mirasını parçalamak için pusuda bekliyordu. En başta da kibriyle kör olmuş Büyük Prens.
Herkesin gözünde Leydi Sofia, sadece babasına belgeleri taşımakla görevli, zarif ve masum bir genç kızdan ibaretti. Savaş konseyinde sessizce dikilip çay süzmekten başka bir şey bilmediğini sanıyorlardı.
Yanılıyorlardı.
Sofia, şehzadeler harita başında birbirini yerken her adımı ince ince hesaplanmış kendi kaderini yazıyodu. Fakat hesaba katmadığı, tüm oyunun kurallarını altüst edecek büyük bir detay vardı: Düşman krallığın varisi.
Maskeler düşüp kan karların üzerine döküldüğünde, Sofia'nın kusursuz planı hiç beklemediği bir tehlikeyle sınanacaktı.
Orduları kılıçlar yönetirdi ama o kılıçları oynatan tek bir kadının zekasıydı. Peki ya o zeka, Düşman krallığın varisine karşı da galip gelebilecek miydi?
All Rights Reserved