Benim dünyam bembeyaz bir tuvalden ibaretti. Sakindim, kendi halimdeydim; başımı masamdan kaldırmaz, hayatın gürültüsüne bulaşmazdım. Bir gün babamın o kapıdan çıkarken üzerime bulaştıracağı kan lekesinden habersiz, kendi küçük kalemde yaşıyordum.
Ama bir gece yarısı, telefonun ucundaki o yabancı ve buz gibi ses her şeyi tek bir cümleyle paramparça etti:
"O adamın hayatı, artık benim malım."
Babam, asla basmaması gereken bir tetiğe basmış, bu şehrin en karanlık adamının radarına girmişti. Şimdi o karanlığın sahibi, babamın canına karşılık tek bir şey istiyordu: Beni.
Nefretle başlayan bir esaret, kuralları kanla yazılmış bir malikane ve ne zaman patlayacağı belli olmayan bir fırtına...
"Beyazını feda etmeye hazır mısın Lavinya? Çünkü benim karanlığımda lekelenmeyen hiçbir şey kalmaz."
Todos los derechos reservados