Ne gözler gördü, ne kulaklar duydu, ne bedenler uyudu.
Nâris evreni..
Konuşanın ağzının kapatıldığı, görenin kör edildiği, yazanın kaleminin kırıldığı bir dönem. Kimse kimse hakkında konuşamazdı, çünkü bir isim fısıldamak ölüm demekti. Herkesin susup önüne bakacağı, eleştirmeyeceği bir dönem.
Susmayanların göğsüne bir kurşun. Susanların eline mücevherlerin verildiği bir dönem. Peki ya yazanların.. onların eline ne verirlerdi. Kalem mi? Silah mı?
Ya da ikisi de, ne de olsa her ikisinin anlamı aynıydı;
"Hayatta kalmak bir lüks, cesaret bir suçtu."
Ve o gece Nâris'in gölgesi şehre ilk kez düşüyordu.
All Rights Reserved