Güç, sadece pençelerin ne kadar derin iz bıraktığıyla ölçülseydi, kurtlar dünyasını vahşi hayvanlar yönetirdi. Oysa gerçek güç; kimsenin hamleni görmediği o karanlık köşede, satranç tahtasını parmağında oynatmaktır.
Güney Klanı'nın acımasız alfası Kim Taehyung, düşman ittifakların kuşatması altındaki krallığını kurtarmak için Kuzey'in "siyasi rehine" olarak gönderdiği omegayı kabul ettiğinde, sadece yatağını ve unvanını paylaşacağını sanıyordu. Karşısına ürkek bir kurban beklerken; kan lekeli savaş haritalarının ortasına dikilen, boyun eğmeyen gözleriyle tüm konseyi tek bir bakışla susturan Jeon Jungkook'u bulmayı asla hesaba katmamıştı.
Jungkook, bir alfanın arkasında yürümek için yaratılmamıştı. O, düşman kralların stratejilerini sabaha karşı fısıldayarak Taehyung'un kılıcına yön veren, krallığı gölgelerin içinden yöneten asıl dehaydı.
Taehyung klanın tahtında oturuyordu, ama o tahtı ayakta tutan tek şey, gölgesindeki omeganın zihniydi.
"Burası alfaların savaş alanı, Jeon. Bir omega olarak sınırını bil ve arkamda dur."
Jungkook, önündeki strateji bıçağını düşman krallığın tam merkezine sapladı ve buz gibi bir sesle fısıldadı:
"Ben senin arkanda durursam Kim, sadece sırtını korumuş olursun. Ama eğer zihnime güvenirsen, tüm dünyayı dizlerinin üstüne çöktürürüm. Seçim senin; vasat bir lider olarak ölmek mi, yoksa benim gölgemle hükmetmek mi?"
All Rights Reserved