Efsanevi bir zeka ile cinayet büronun en özel polisi olan Silene, kendini bir cinayetin baş faili olunca işler değişir. Ceset ise tanıdığı birisine aittir. Üvey kardeşine! Ya kendini aklayacaktır, ya da gerçek katili ararken kendi izine rastlayacaktır. Kendisi ile birlikte aşkın çok üstünde duygular beslediği Nicole ile ucu bucağı olmayan labirente girince elleri ve ayakları bağlanmış, geçmişin girdabında sürüklenmeye ve onu içine çeken fırtınalardan kaçmaya çalışmaktadır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık verilen sözler tutulmayacak, insanlar hayatta kalmayacak ve herkes bir hapiste kendi gardiyanına aşık kalacaktır.
"En başından itibaren kendi zehirli hayatıma hapsedilmiştim. Gözyaşımın arkasındaki mutluluğu, acının altındaki tutkuyu, mutluluğun arkasındaki işkenceleri görmek ve tekrar tekrar aynı hataların içerisine düşmekten büyük keyif alıyordum. Ta ki o ceset ortaya çıkana kadar. Suçluların arasına düşmüşken, artık ölümlerden kaçışım olmadığını fark edince canımı yakan herkesle birlikte yaşamaktan zevk almak dışında hiçbir şey yapamazdım.
Sadakat her şeyden daha önemliydi. Aşktan bile! Hiç kimse ise benim sadakatimin önüne geçemezdi. Dengesiz olabilirdim ama asla bir şerefsiz olamıyordum. Onların aksine...
Her şeyden önce ise kimse sevmedi ki beni... Ya sevmeyi beceremediler ya da ben sevilmek nedir hiç bilemedim. Olan oldu ve en sonunda ben yalnız kaldım. "
All Rights Reserved