Gece, olması gerekenden fazla sessizdi. Saat 02.30 sularında Milano sokaklarında duyulan tek ses, Ahu'nun topuklu ayakkabılarından çıkan sesti.
Ahu, geçmişini Türkiye'de bırakıp Milano'ya gelen, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan 25 yaşında genç bir kızdı. O gece, arkasından yaklaşan gölgenin hayatını tamamen karartacağından habersizdi. Yanlış bir zamanda, yanlış bir sokaktaydı; çünkü o sokak, tüm İtalya'nın adını fısıldarken bile titrediği yeraltı liderinin av sahasıydı.
Dante Alessio...
O, acımasızlığıyla nam salmış, yeraltı dünyasının genç ve güçlü imparatoruydu. Ahu'yu ilk gördüğü andan beri ona karşı koyulamaz, takıntılı bir aşk besliyordu. Ve o gece, sabrı tükenmişti. Dante, Ahu'yu o karanlık Milano sokağından zorla kaçıracak ve önüne kaçışı olmayan bir şart koyacaktı: Zoraki bir evlilik.
Önlerine koyulan o evrak sadece iki ismi bir araya getirmeyecekti; altına kan dökülmüş bu imza, Ahu'nun özgürlüğünün ölüm fermanı, Dante'nin ise en büyük zaferi olacaktı.
"Bu evrak sadece bizim evliliğimizi değil, senin esaretini imzalıyor Ahu. Ve o imza, benim kanımla atıldı."
Kaçışı olmayan bir esaret, zorla atılan bir imza ve bu karanlığın içinden doğacak tehlikeli, dark romance bir tutku...
Kalemler kırıldı, evraklar imzalandı. Şimdi kan konuşacaktı...
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang