Oyun oyna, sakın bozma, sırlar sakla.
"Bir şey yaşamıyoruz ben sadece susuyorum ve bu sana batıyor." Başımı kaldırmadım aslında surat ifadesini görmek istiyordum ama hayır kaldırmayacaktım. "Sen susmuyorsun ki, sır saklıyorsun."
Sır saklıyorsun.
VAZGEÇİŞLER,
TERK EDİP GİTMELER.
GERİDE KALAN O,
YALNIZ KALAN KİM?
Mila rutin hayatına, kucakladığı yalnızlığa, kapsayan tutsaklığa boyun eğmeye devam ederken kapı aralandı girdiler içeri gördü onu, Esin Marc LAVER.
Liseden tanıdık bir yüz hatıralardan silinmiş bir geçmiş ve de kaderin ilmek ilmek işlediği bir cilve. Yıllar sonra hiç beklemediği bir anda babasının müvekkili olarak karşılaştığı bu çocuk. Sadece bugününü değil geçmişte birçok an'a da ışık tuttuğunu kalbinde çiçekler açtıracağını nereden bilebilirdi?
Unutma Mila, Tren en yukarda, düşüşe geçicek ama en kısa zamanda.
Ya da senin bilmediğin bir anda.
Siyah kurdelenin düğümleri çözülürken izlemek kalacak sana da oturduğun sandalyede ellerinin arasındaki kitap arka fonda çalan şarkın ve de cama çarpan yağmur damlalarıyla, senin bu hayattaki tek huzurunla.
Ve Mila geriye dönüp baktığında o günleri suratındaki gülümseme sağ gözünden akıp giden yaş ve de kurtulduğu tutsaklık ile andı, tekrar tekrar.
Todos os Direitos Reservados