Veda mevsımı/Bariş alper yılmaz
"Canımı yakan bu lanet bacağım değil Ceren!" diye haykırdı Barış Alper. O yeşil sahaların dahi çocuğu, şimdi karşımda hüngür hüngür ağlamamak için dişlerini sıkıyordu. Titreyen elleriyle bileğimi kavradı. "Canımı yakan; bana bir yabancı gibi, sadece bir hastaymışım gibi bakman. Ben o gece korktum, kaçtım... Ama yemin ederim seni o gelinlikle arkamda bırakmanın bedelini her gün İstanbul'un ortasında canımla ödedim. Pişmanım..."
Bileğini zerre acele etmeden parmaklarının arasından sıyırdım. Sesime en aşılmaz duvarları ördüm:
"Geç kaldı o pişmanlık, Barış Alper. Sen dört yıl önce o düğün gecesi beni bıraktığında, veda mevsimi başladı. Şimdi sadece seyret; o başlattığın kış ikimizi de nasıl yakacak."