> *"Karanlıkta parlayan bir ateş, etrafındaki her şeyi küle çevirmeden önce sahibini yakarmış. Ben o ateşim. Ve Baras Alaca, yanmaya hazırlandığının henüz farkında değil."*
>
Adaletin olmadığı bir dünyada, kuralları hırsızlar yazar.
Herkes aynaya baktığında sadece kusursuz bir varis, turuncu saçların ve siyah ceylan gözlerin arkasına saklanmış şanslı bir kız görüyordu. Benim kim olduğumu, bembeyaz tenimin altında nasıl bir intikam ateşi taşıdığımı kimse bilmiyordu. Ben Lidya; elleri parayla değil, kırılması imkansız denilen kilitlerin tozuyla kirletilmiş o gizemli gölgeydim.
Her kilidin bir zayıf noktası, her kalenin bir açığı vardır diye düşünürdüm.
Ta ki o gece, yeraltı dünyasının en karanlık, en dokunulmaz adamının odasında ışıklar yanana kadar.
**Baras Alaca.**
O, şehri avuçlarının içinde sıkan acımasız bir hükümdardı. Bense onun krallığından en değerli sırrını çalan bir hırsız.
Karşıma çıktığında çenemi kavrayan o güçlü elleri, beni kafese kapatabileceğini sanıyordu. Ama bilmediği bir şey vardı: Ben kafesleri yıkmak için doğmuştum. Onun ceketinden çaldığım o küçük kelepçe anahtarı, aslında aramızda başlayacak o ölümcül kedi-fare oyununun ilk hamlesiydi.
Şimdi bir lüks partinin loş odasında, sırtım kapıya yaslı, nefesi tenimi yakarken bana meydan okuyor. Kendi kurallarından bahsediyor.
Ama unuttuğu bir şey var; bir hırsızın dünyasına girdiyseniz, kalbinizi bile koruyamazsınız.
Ben o hard diski vermeyeceğim. O da peşimi bırakmayacak.
Maskeler düşecek, sınırlar çiğnenecek ve bu oyunun kilit noktasında sadece birimiz ayakta kalacağız.
*Kelimelerin bittiği, namluların doğrultulduğu yere hoş geldiniz.*
All Rights Reserved