Aston Martin arkamızdaydı. Olduğu yerde duruyordu. Merakla yerimde doğrulup daha da kıstım gözlerimi. İçindeki adamı da görmüştüm. Gitmemiş miydi? Neden hala orada bekliyordu? Gidip tekrar gelmiş olabileceğini düşündüm ama biz ayrılalı daha on dakika bile olmamıştı. Ev buraya yakın da değildi üstelik. Neden beklediğine anlam verememiştim. Bana bir şeyler söyleyen Serter ile birlikte bakışlarım aynadan ayrıldı. Onunla sohbet etmeye başladım. Ama aklım hala o arabada ve içindeki adamdaydı. Tekrar gözlerimi aynaya çevirdiğimde ise ondan geriye kalan hiçbir şey yoktu.
O gün, o arabayı da o adamı da ilk görüşümdü. Son olacağını sanıyordum. Ama aslında çoktan kaderin bağları bizi sıkıca birbirimize bağlamıştı. Ne bildiğim gibi ilkti ne de sandığım gibi son. Çok sevdiğim gökyüzüne bakarken bile ondan esen rüzgarla saçlarım savrulacak, yaydığı sıcaklıkla kendimi hissetmemi sağlayacaktı. Yeniden doğacaktım. Hayatıma yeni bir göz daha eklenecekti. Sıkıca sarmalandığımı hissedecek ve bu histen hiçbir zaman vazgeçmeyecektim.
Tüm hakları saklıdır