Sisli bir gecenin karanlığında, kasabanın üzerine fısıltıyla yayılan bir kâbus çöker.
Sabah uyanan kasaba halkı, kapı eşiklerine bırakılmış, üzerinde kan kırmızısı harflerle,
"The Jester's Carnival - Sadece Üç Hafta. Giriş ücretsiz. Her ruh için bir ödül" yazan eski broşürlerle karşılaşır.
Kasabanın yaşlıları, geçmişin tozlu raflarından gelen uğursuz bir hatıranın dehşetiyle "son kez" diye fısıldasalar da, insanın o karşı konulamaz merakı galip gelir ve kasaba halkı ovada beliren bu gizemli ışıklara doğru çekilir.
Ancak karşılarına çıkan yer, modern bir eğlence merkezinden çok uzaktır. Gaz lambalarının titrek ışığı altında, Viktorya döneminin büyüleyici ama tekinsiz atmosferini taşıyan bu karnaval, rüya ile kâbus arasındaki ince çizgide durmaktadır.
Ziyaretçiler içeri adım attıklarında gerçeklik algılarını yitirmeye başlarlarmış. Çok geçmeden, karnavalın "ücretsiz" vaadinin arkasındaki karanlık bedel ödenmeye başlar.
Aynalar Salonu'na giren genç bir çocuk, ardında sadece camın arkasından yalvaran bir gölge bırakarak sırra kadem basar.
Atlıkarıncanın mekanik atları arasında gözden kaybolan genç bir annenin ardından, geriye sadece bankta uyuyan bebeği kalır.
Dehşet içindeki kasaba halkı dış dünyadan yardım istemeye çalışır ama çok geçtir; kasaba sınırları içindeki tüm telefonlar susmuş, internet kesilmiş, telsizlerden sadece tersten çalan sirk melodiler yükselmeye başlamıştır.
Kasaba tamamen izole edilmiştir.
Dev çadırlar her gece sokakların arasında sinsice yer değiştirir, müzik zihinleri bulandıracak şekilde geriye doğru çalar ve merkezdeki kukla gösterisi, izleyenlerin en gizli günahlarını ve kâbuslarını birer birer sahnede sergilemeye başlar.
"The Jester's Carnival", sadece üç hafta sürecek vahşi bir ruh avıdır. Soytarı ile tanışmaya hazır ol....
All Rights Reserved