"Hayatımın birdenbire böyle yeni ve ilerisi karanlık bir yola girmesi benim için belki hayırlı olmayacaktı. Eski sükûnetime dönmek, uyuşuk günlerin zincirine yapışıp kalmak daha rahat değil miydi?"
Almila Güngör, en sevdiği kitabın sayfalarında gezinirken bu cümlenin altını çizdiğinde günün birinde o cümlenin tam ortasında yaşayacağını ne bilebilirdi ki?
Onun dünyasında aşk, bu çağın tüketim çılgınlığından çok uzakta, sadece eski romanlarda kalmış paha biçilemez bir sadakatin adıydı. Kendi "kürk mantolu" hikayesini yazmanın hayaliyle yaşayan, sakin ve düzenli bir hayatı vardı.
Ta ki mantığının peşinden giderken yolu, kuralları Alaz Çakırca tarafından yazılmış o tekin olmayan dünyaya çıkana kadar.
Masaya konulan tehlikeli bir anlaşma, Almila'yı hem hayatı boyunca inandığı tüm doğrularla hem de o güne kadar kaçtığı fırtınalı hislerle yüz yüze getirecekti. Şimdi önünde ilerisi karanlık, yepyeni bir yol uzanıyordu ve altını çizdiği o romandaki gibi eski sükûnetine dönmek, uyuşuk günlerin zincirine yapışıp kalmak artık imkansızdı.
Todos os Direitos Reservados