Tam on gün olmuştu. Dile kolay, kardeşi tam on koca gündür ortalıkta yoktu. Normalde o serserinin birkaç gün ortadan kaybolduğu, eve adım bile atmadığı zamanlar olurdu. Kız bu duruma alışıktı. Fakat ilk defa bu süre on güne uzamıştı. İçini kemiren o sinsi endişe, saniye saniye şekil değiştirip korkunç senaryolara dönüşüyordu. "Başına bir iş mi geldi?" sorusu, genç kadının beyninin kıvrımlarında gezinen zehirli bir örümcek gibiydi. Dün gece yatağın içinde dönerken kardeşini defalarca aramış, dönüş alamayınca bugün aramalarını daha da sıklaştırmıştı. Tam bir saattir, aralıksız bir şekilde telefonu kulağına bastırıyordu. Beklediği tek şey bir nefes, tanıdık bir sesti ama çağrı her defasında o sinir bozucu sinyal sesiyle cevapsız kalıyordu. "Hay nereye gitti bu Allah'ın cezası, nereye?!"
More details