Büyücü ve İblis

Büyücü ve İblis

  • WpView
    LECTURES 17
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Chapitres 1
WpMetadataReadEn cours d'écriture
WpMetadataNoticeDernière publication jeu., juil. 2, 2026
Dört Diyar... Ve içinde yaşayan sihirli yaratıklar. Elpis her ne kadar soylu bir prenses olsa da istediği kadar mutlu olamıyordur. Ve bunun sebebinin içinde yaşadığı saray olduğunu düşünüyordur. Paranın mutluluk getirmeyeceğini bizzat yaşayarak öğrenen Elpis, mutlu olmanın hayaliyle çoğu kez babasının onu adeta hapsettiği saraydan kaçmayı denemiştir fakat hiçbirinde başarılı olamamıştır. Bir gün gittiği köle pazarında gözü önünde işkence gören bir köle Elpis'i derinden etkilemiştir. Köleyi kendi elleriyle tedavi etmiş, onu benimseyip yaraları iyileşene kadar ona özenle bakmıştır. O günden itibaren yaşadığı saray ona eskisi gibi sıkıcı, boğuk ve hissiz gelmemeye başlamıştır. Sahiplendiği köle sebebini bilmediği şekilde mutlu etmeye başlamıştır. Zaman geçtikçe o kölenin aslında basit bir köleden daha fazlası olduğunu öğrenir... Peki onun bu sarayda ne işi vardır?
Tous Droits Réservés
#309
diyar
WpChevronRight
Rejoignez la plus grande communauté de conteursObtiens des recommandations personnalisées d'histoires, enregistre tes préférées dans ta bibliothèque, commente et vote pour développer ta communauté.
Illustration

Vous aimerez aussi

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • FIRTINA ZAMANI
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

Plus d’Infos
WpActionLinkDirectives de Contenu