GİRİŞ
GEÇMİŞ
Bir kız çocuğuydu henüz. O gece öyle bir titreme içindeydi ki, durdurmaya çalışmıyordu bile. Çünkü durduramayacağını içten içe biliyordu. Titremesi soğuktan mıydı, korkudan mı, ayırt edemiyordu, sadece bedeninin ona ihanet ettiğini hissediyordu. İnce bedeni kontrolsüzce sarsılırken gözleri yaşla doldu ama ağlamak bir tepki değil, artık bir taşma hâliydi.
Babası onu sokağa atmış, "evin sığıntısı" olduğunu söylemişti. O kelimenin ne anlama geldiğini bile bilmiyordu, ama ses tonundaki aşağılamayı anlamak için kelimeleri öğrenmesine gerek yoktu. Yine de bu söz canını yakmadı. Çünkü o yaşta, bazı acılar kelimelerden önce gelir, bazı anlamlar ise hiç öğrenilmez.
Gözyaşları çenesinden aşağı ince bir çizgi gibi akıyor , her damla yere düşerken sanki içinde bir şeyleri de söküp götürüyordu. Ama onun asıl korkusu kendisi değildi. O gece boyunca zihninde tek bir düşünce dönüp duruyordu: içeride annesine bir şey olmasın.
Evin içinden gelen sesler kesilmiyor, duvarların arkasında bir şeyler kırılıyor gibi yankılanıyordu. Ne susuyordu o sesler ne de bitiyordu. Her saniye biraz daha uzuyor, karanlık biraz daha büyüyordu. O çocuk içerideki arzu ve șehvet seslerinin ne anlama geldiğini henüz bilmiyordu. Ama bilmesi uzun sürmeyecekti
Ve o çocuk, verandanın üzerinde, kapının hemen önünde öylece otururken, istemeden gözleri kapandı. O an, çocuklukla karanlık arasındaki çizgi silindi. Ve o gece, geri dönülmeyen bir yere sessizce hapsoldu.
Kitap bittikten sonra düzenlenecektir.
All Rights Reserved