Elini bilinçsizce uzattı, Erna'nın başının üzerine nazikçe yerleştirdi. Dehşete kapılmış gibi susup yüzüne bakarken yanakları ve burnu soğuktan donmuş gibi duruyordu. Gözleriyse böyle açık havadayken mavinin daha berrak bir tonuna bürünmüştü. Bu çok tuhaftı ama Dağhan nedense hiçbir yardımcısıyla böyle bir yakınlık kuramadığını bilse de Erna'ya karşı mesafeli olamıyordu. Ondan başka birine böyle samimi davranır mıydı, bunu da bilmiyordu fakat pek sanmıyordu. "Her zaman sözlerin için endişelenmek zorunda değilsin." "Ben... Ben..." "Ben seni artık tanımaya başladığımı düşünüyorum Erna. Sözlerini kolay kolay yanlış anlayacağımı sanmıyorum. Lütfen beni bu kadar küçümseme." Son sözünü şakacı bir şekilde öne eğilerek söylemişti. Hemen itiraz etmek istediğini görse de gülüşü, Erna'yı durdurdu. Başını hafifçe sallarken saçları üşüyen parmaklarını yumuşakça kuşattı. "Tamam." ** Ailesini kaybedip mektup arkadaşının yanında yaşamak üzere Ankara'ya giden Erna, bir yanlış anlama yüzünden oradan da kovulur ve çareyi zengin bir adamdan yardım istemekte bulur. Tanımadığı bir şehirde, sadece bir kez kitapçıda karşılaştığı birinden yardım istemenin pek de akıllıca olmadığını bilse de çaresizlik elini kolunu bağlıyordur. -Büşra Köprü.
More details