"O çok güzel..." yazdı Adel. "Ve çok acı verici. Tenin bir mezarlık gibi. Ben o mezarlıkta yürümekten korkmuyorum." Aron ekrandaki cevabı gördüğünde, içindeki o dışarıdaki soğukla alakası olmayan soğuğun yerini tuhaf bir sıcaklığın aldığını fark etti. Ama bu sıcaklık bir kurtuluş değil, daha büyük bir yangının habercisiydi. "O halde hazırlan Adel," yazdı Aron, gözlerini pencereden dışarıda yavaş yavaş şiddetini artıran kar yağışına çevirerek.
"Çünkü kış yeni başlıyor. Ve bu tiyatroda, perdeler kapandığında sahnede sadece ikimiz kalacağız. Mürekkebimiz bitti, kelimelerimiz tükendi. Artık birbirimizin tenine yazma zamanı." Aron bilgisayarı kapattı. Oda yeniden o eski, gri karanlığına gömüldü. Masanın üzerindeki mürekkepsiz kalemi eline aldı, sararmış defterin yeni bir sayfasını açtı ve kalemin ucunu kağıda sertçe bastırdı. Renksiz, derin bir çizgi bıraktı. İlk bölümün perdesi, dışarıda çığlık çığlığa yağan karın altında, bu sessiz kazıma sesiyle kapandı. İşkence Tiyatrosu, ilk izleyicisini ve ilk kurbanını kabul etmişti.
All Rights Reserved