(bxb)
"Kıyamet kopalı tam 420 yıl, 2 ay, 15 gün, 18 saat geçti.
Böyle olacağını hiç tahmin etmemişti Slaven prensi Maravin, her şeyin onun için en iyisi olacağını düşünmüş; kalbi kırılsa bile kayıp ruhları tarafından sarılıp en iyi kıvamına dönüşüp onu iyileştireceğini düşünmüş ve intihar ipini düşmanlarına kendi eliyle teslim etmişti. Kendi düşmanının kendisi olduğunu ise daha yeni anlamaya başlamıştı."
Ünlü şehir efsanelerimiz bize hep bunları söyler: "Her zaman iyiler kazanır, kötüler cehennem ateşinde ezilmeye ve çiğnenmeye mahkumdur. Onları doğa bile sevmez, tanrı bile sevmez onları. İnsanlar onları kusar, hayvanlar onları görmez ve her türlü şanssızlık üstlerine bir çığ gibi düşer."
Kıyamet koptuktan sonra kendisini hiç görmediği bir evrende bulan Maravin Erz, kendi hayatını bulmak için uzun, kasvetli ama bir o kadar da hoş bir yolculuğa çıkar. Burada kendi ülkesinin kuralları yoktur, insanlar ona itaat etmez, her istediği olmaz ve en önemlisi ne derse desin onaylayan insanlar yoktur.
Bu bir, sevgi, acı, dostluk, aşk ve kendini bulma hikayesi.
"Bana öyle geliyor ki sevgili Alaska, hayatımda hiç bu kadar yalnız ve çaresiz hissetmemiştim. Ve bana tekrardan öyle geliyor ki, sanki bunlar daha yeni başlamış, beni yavaş yavaş sömüren ve acıya rağmen en tatlı gülümsememi paylaşacağım anılar bunlar. Sen Alaska, sen benim gördüğüm en güzel manzara, en güzel varlıksın. Sen diyorsun ya bana hep, şimdi sen söyle: Gerçekten sevdiğimiz için cehenneme gideceğimizi mi düşünüyorsun?"
Todos os Direitos Reservados