Bu hikaye, 2016 yılının o özlenen, nostaljik ve biraz da melankolik atmosferinde geçen; yalnızlığı bir zayıflık değil, aksine ruhsal bir sığınak ve güç kaynağı olarak gören Lisa'nın içsel yolculuğunu konu almaktadır.
Zamanın daha yavaş akıp gittiği, akıllı telefonların hayatı bu kadar esir almadığı o eski günlerde; Tumblr estetiğinin, polaroid kameraların, sepya tonlu fotoğrafların ve kulaklıklardan düşmeyen indie-pop melodilerinin etrafında şekillenen bir gençlik portresidir. Lisa, okulun kalabalık ve gürültülü koridorlarında, merdiven altı sığınaklarında ve sonbahar rüzgarının savurduğu boş bahçelerde tek başına dolaşırken, geçmişin tozlu raflarında kalan eski arkadaşlarının hatıralarıyla yüzleşir.
Ancak bu yalnızlık ve hüzün, onu asla aşağı çekmez; aksine gelecekte binlerce insanın karşısına çıkacağı devasa sahnelerin, spot ışıklarının ve idol olma hayalinin en büyük ateşleyicisi olur. 2016'nın siyah-beyaz ve sakin karelerinden, geleceğin parlayan ve renkli sahne ışıklarına uzanan, sessiz ama bir o kadar da hırslı bir büyüme hikayesidir.
Todos os Direitos Reservados