Umut içimizdeki küçük bir sevinçten başka bir şey değildi aslında. Umut güzel hissettiğimiz herhangi bir an içimize doğan bir neşeydi. Hissedersiniz neşeyi değil mi? Peki hissetmeyi unuttuğunuz zaman, neşe hangi kapıların arkasına gizlenirdi? Neşe nerelere kaybolurdu?
Benim neşem, benim kalbim, o küçük eli hissetmek isterken o el neden kalbimi sadece paramparça edebilmişti?
Umutlar, neşeydi, neşe ise geçiciydi. Neşe gider hissizlik gelirdi, hissizlik ise umutsuzluğu ve nefesleri tüketirdi.
Umutsuzluğum o küçük ele bağlıyken neden her bir zerrem tükenmek zorundaydı? Umutsuzluğum gerçekten geçici miydi?
Hissedemiyorum, hissedemiyordum. Hissizliğim ise tek çift kahve gözlerde saklıydı. Hissizliğimi alabilecek ve neşemi geri getirebilecekken neden benim umutsuzluğumu sonsuz yapabilmişti?
Sonsuzluk aslında bir sona varmaz mıydı?
Her şeyin elbet bir sonu olacaktı fakat bu son benim sonumla yazılmayacaktı.
Umutsuzluğum her bir damarı ve hər bir hücresiyle neşemi geri vermeliydi.
Verecekti.
Han Jisung
Tarih: 11.01.01
All Rights Reserved