İstanbul'da yağmurlu bir sonbahar sabahıydı.
Lina, elinde kahvesi ve dosyalarıyla ofisine giderken annesiyle telefonda konuşuyordu. Telefonu kapatır kapatmaz ıslak zeminde ayağı kaydı.
Tam düşecekken biri kolundan tuttu.
"İyi misiniz?" diye sordu uzun boylu, siyah saçlı adam.
Lina derin bir nefes aldı.
"İyiyim... Teşekkür ederim."
Adam gülümsedi ve elini uzattı.
"Geç kalmadan yetişebildim."
Lina da gülümseyerek elini uzattı.
"Ben Kaan."
"Lina."
Tokalaştılar.
İkisi de toplantıya geç kaldığını öğrenince gülerek vedalaştı.
Farklı yönlere yürürken aynı anda arkalarına döndüler.
Göz göze gelip yeniden gülümsediler.
O an, ikisi de bunun hayatlarını değiştirecek ilk karşılaşma olduğundan habersizdi.
Todos los derechos reservados