Felix, Jeongin'i yakasından kavrayıp duvara savurduğunda çıkan ses, çatışmanın gürültüsünü bastırdı. Jeongin'in sırtı taşa sertçe çarpsa da, yüzündeki o çarpık gülüş silinmedi. Felix'in nefesi hızlı ve düzensizdi; gözleri arkasında duran ve yaralı olan Hyunjin'in üzerine bir an gezindi, sonra Felix öfkeyle haykırdı: "İblis seni!"
"Ona bakmayı kes," diye tısladı Jeongin, sesinde karanlık bir kıskançlık vardı.
"Seni bu kadar aşağı çeken o 'bağlar' varken, bana nasıl meydan okuyabileceğini sanıyorsun?"
Felix, Jeongin'in yakasını daha sert sıkarak onu duvara iyice sabitledi. Sesi korkudan titriyordu.
"Sen cidden..Onları korumak beni zayıflatmıyor, Jeongin. Aksine, seni yok etmem için bana en büyük nedenleri sunuyor. Sen herkesi karanlığında boğmaya çalışıyorsun ama unuttuğun bir şey var: Ben onları korumak için, seni o kendi karanlığında boğarak öldüre bilirim, Yang."
Jeongin, Felix'in bu sert çıkışından ve ona olan yakınlığından aldığı hazla gözlerini kıstı.
"O zaman kanıtla," dedi, elini yavaşça Felix'in bileğine atarak. "Onları o kadar çok seviyorsun ki... Bakalım seni ne kadar zorlayacaklar, meleğim."
Uyarılar⚠️
•Psikolojik Gerilim
•Küfür ve Argo
•Şiddet
All Rights Reserved