"Karadeniz gibisin... Durulduğunu sanırlar, sonra fırtına kopar."
Aylin Hatun Erdem için adalet, hayatın tek terazisiydi. Ankara Hukuk'tan aldığı o bükülmez disiplinle, kuralların dışına çıkan herkesten nefret eden, dışarıya buz gibi ama ailesine güneş olan gencecik bir hâkimdi o.
Derken İstanbul'un göbeğinde peş peşe işlenen cinayetler düşer önüne. Üç maktul ve her olay yerinde aynı hastalıklı imza: Üç dal taze beyaz yasemin çiçeği.
Aylin, adliye koridorlarında bu karartılan dosyanın peşine düşmüşken, duruşma salonunun en arkasında buz gibi gözleriyle onu izleyen bir adam belirir: Eren Alp Kara. Kimdir, nereden çıkmıştır, kime hizmet eder kimse bilmez. Adliye ile yeraltı arasında hayalet gibi gezen bu adam, Aylin'in adaletine mi ortaktır yoksa felaketin kendisine mi?
Kurallara sığınan bir kadınla, kendi kurallarını kendi koyan karanlık bir adamın yolları kesiştiğinde; tehlike çoktan evlerinin eşiğine kadar tırmanmıştır. Çünkü katil sadece adliyede değil, en masumların kokusunda geziniyordur...
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang