Ateşdağlı Koleji'nde kurallar basitti: Kimse Araz'ın kurduğu düzene karşı gelemezdi. Okulun en nüfuzlu ailesinden gelen Araz, herkesi kendi piyonu gibi yönetmeye alışkındı. Ama hesaba katmadığı tek bir şey vardı: Sera.
Sera, bu zenginlerin ve oyunların dünyasına burslu olarak girdiğinde tek bir hedefi vardı; kardeşinin hakkını gasp eden bu düzeni alt etmek. Herkes onun sessizce köşesinde kalacağını sanıyordu. Oysa Sera, tahtaya en son hamleyi yapmak için doğru zamanı bekleyen tek oyuncuydu.
Bir akşam, Araz onu kütüphanenin karanlık bir köşesinde sıkıştırdığında, yüzündeki o kibirli gülümsemeyle sordu:
"Gerçekten bu oyunu kazanabileceğini mi sanıyorsun? Buradaki herkes benim piyonum."
Sera gülümsedi, bakışları Araz'ın gözlerinin içine kilitlendi:
"Sence ben senin piyonun muyum Araz? Yanılıyorsun. Ben bu tahtadaki vezirim ve sen daha oyunun başladığının bile farkında değilsin."
All Rights Reserved