KAYBOLAN YAZ
Bazı anılar kaybolmaz.
Sadece insanın içinde sessizce çürür.
Elysia Lennox, yedi yaşındayken dünyanın en büyük sorunlarının arkadaşlarıyla kavga etmek, üzerini kirletmek ve annesinin onu akşam yemeğine çağırmasını duymamak olduğunu sanıyordu.
Çünkü o zamanlar hayat basitti.
Sokaklarında kahkahaların yankılandığı, herkesin birbirini tanıdığı küçük bir mahallede yaşıyordu. En yakın arkadaşlarıyla geçirdiği günler, babasının yaptığı salıncak, annesinin sıcak kucağı ve hiç bitmeyecek sandığı çocukluğu vardı.
Ta ki bir gece duyduğu sirene kadar.
Bir anda herkes düşman oldu.
Bir anda evler yuva olmaktan çıktı.
Bir anda çocuklar çocuk olmayı bıraktı.
Savaş, Elysia'nın hayatındaki her şeyi elinden alırken ona yalnızca korkularını, unutamadığı anılarını ve geçmişinden kalan yaraları bıraktı.
Aynı gece, yıllardır aynı mahallede yaşadığı ama neredeyse hiç konuşmadığı Kael Ashcroft ile yolları kesişti.
Biri korkudan kaçıyordu.
Diğeri kaybettiği şeyleri arıyordu.
Ama bazı karşılaşmalar insanın hayatını kurtarmaz.
Bazıları sadece hayatını sonsuza kadar değiştirir.
Yıllar sonra Elysia artık eski neşeli kız değildir.
Geçmişinin gölgesinde yaşayan, kendi anılarıyla savaşan ve kim olduğunu sorgulayan birine dönüşmüştür.
Fakat bazı insanlar, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, seni geçmişine bağlayan tek ip olarak kalır.
İnsan, üzerinden aylar, yıllar geçse bile sadece bir gecede, bir saatte takılı kalabilir. Ne kadar güzel anı yaşasa da, o sıkışıp kaldığı günden kurtulamadığı sürece yaşadığı güzelliklerin hiç bir anlamı kalmaz.
Bazen çok sevdiğin bir oyuncağın, bir sürü resim çizdiğin bir tebeşirin kırılması, tutunduğun tek kalın bir ipin kopması gerekir hayatta.
Ve bazı yazlar...
Asla gerçekten bitmez.
Todos los derechos reservados