Ara sokakların birine saptığında aklı en az bir labirent kadar karışıktı. Nereye gittiğini bilmiyor, sadece ayakları onu nereye götürürse oraya gidiyordu.
Yürüdü, yürüdü ve yürüdü... Sonra koşmaya başladı.
Bazen kendinden, bazen zihninden kaçtı. Omuzlarındaki ağırlık bir çığ gibiydi. Yuvarlanmanın etkisiyle büyümüş, büyüdükçe ağırlaşmıştı.
Sonra... Kulağına dokunan bir melodi zihnindeki tüm sesleri bir anlığına susturmuştu.
"Ruhunu burada dinlendiren kimseden ücret almam."
All Rights Reserved