Aynı mahallede büyüyen, çocukluklarını birlikte geçiren ama birbirleriyle anlaşmaktan çok kavga etmeyi bilen iki gençti Miran ve Ceylan.
Mahallede herkes onların bir gün bile doğru düzgün geçinemeyeceğini, hatta birbirlerinden dost bile olmayacağını söylerdi. Çünkü Ceylan'ın keçi inadına karşı Miran'ın inadı, çocukluklarından beri hiç değişmemişti. Yıllar geçse de aralarındaki o bitmek bilmeyen çekişme sona ermedi.
Ta ki yolları, ailelerinden miras kalan fabrikanın başında yeniden kesişene kadar...
Fakat bu kez mesele çocukluk kavgalarından çok daha büyüktü. Fabrika iflasın eşiğindeydi ve onu ayakta tutmanın tek yolu, güçlü bir başka fabrikayla ortaklık kurmaktı. Bu ortaklığın bedeli ise Ceylan'ın hiç beklemediği bir evlilikti.
Fabrikayı kurtarmak, ailesini ve yıllardır emek verilen her şeyi ayakta tutmak için Ceylan, sevdiği adamdan vazgeçmeyi göze alır. Çünkü bazen insan, sevdiği kişiyi değil; onunla kurduğu hayalleri terk etmek zorunda kalır.
Ama Miran için aşk, vazgeçilecek kadar kolay değildir.
Ceylan'ın fabrikayı kurtarmak uğruna kendisinden vazgeçmesini kabul etmeyen Miran, sevdiği kadını kaybetmemek için her şeyi göze alır. Öyle ki Ceylan'ı yanında tutabilmek uğruna yıllardır ailelerinin ayakta tuttuğu fabrikanın batmasını bile göze alacak kadar büyük ve gözü kara bir aşk taşır içinde.
Üstelik Karadeniz'de aşk hiçbir zaman kolay değildir.
Buralarda aşk, çay bahçelerinde çocukken başlayan koşturmacaların yıllar sonra kalbe dönüşmesidir. Buralarda sevgi, söylenemeyen sözlerin, inatlaşmaların ve yarım kalan bakışların arasına saklanır. Buralarda aşk biraz hırçın, biraz gururlu, biraz da keçi inadındadır.
Miran ve Ceylan'ın aşkı da tam olarak böyledir.
Bir fabrika uğruna ayrılmak zorunda kalan iki insanın, ailelerin verdiği kararlarla kendi kalpleri arasında sıkışmasının hikâyesi...
All Rights Reserved